10 Haziran 2012 Pazar

Ekolojik Köyde Nostalji / 1940, Bir Kış Günü !...


English







 www.purelifevillage.com


Bir önceki blog yazımda Pure Life Village Eco Turizm projesinin doğuş hikayesini anlatmıştım. Bu bloğumda taş-toprak-odun ile hiç teknoloji kullanılmadan kurulmuş köyden 1940 yıllarına ait bir kış gününün hikayesini anlatmak istiyorum.




1940 köyde yaşam bir başka olduğu kadar zordur da.Bir düşünün elektriğinin suyun olmadığı bir evde yaşadığınızı.İstediğiniz zaman duş alamadığınızı ve karanlıkta oturduğunuzu  bir kış gününde asfalt olmayan yolda yürüdüğünüzü ayakkabılarım çamur oldu diye ne kadar hayıflanır ve sinirleniriz.Şehir hayatına alışmış bir insan için bu bir ceza gibidir.Birde bu olumsuzlukların dışında bir başka pencereden bakalım köy hayatına.
Hiçbir teknoloji ile alakası olmayan bir yaşam insanlar birbirlerine daha çok zaman ayırıyor ve her şeyden önemlisi dinlemesini biliyorlar. Çocuklar yollarda rahatça ve korkmadan oynayabiliyorlar. Zamanla yarışmadıkları gibi her şeyin bir zamanı olduğunu da biliyorlar. Her aile 7- 11 çocuktan oluşmakta. Bu kadar kalabalık bir ailenin geçimi zor gibi görünse de çok mutlu ve huzurlular. Çünkü birbirlerine komşularına dostlarına güven duyup değer veriyorlar. Zamanla köylerimize teknoloji girince hayattan beklentilerde değişmiş ve özellikle genç kesim şehre göç etmeye başlamış. Pure Life Village Eco Turizm projesi ile köyde yaşamı yeniden başlattığımız için çok mutluğuz.

Peki insanlar 1940 yıllarda nasıl yaşarlarmış? İşte köyde bir günün  hikayesi(Kışın köyde yazın daha yükseklerde yaylalara göç ettikleri için bir kış gününün hikayesini anlatmak istiyorum);

Köy hayatı yavaş geçer  özellikle kış aylarında . Gün, hocanın minarenin etrafında dolaşarak orijinal sesinden okuduğu ezan(hoperlör, kayıt vs yok) sesi ve horozun sesi ile taş/topraktan yapılmış evlerde gün başlar. Evin küçük hanımı kalkmış ocaklığı yakmıştır bir kenarına mis gibi kokan tarhana çorbasını bir yanına ibrikteki suyu koymuştur. Tuvalet avluda olduğu için kapının girişine leğen ve ibrikte su konulur.Eller ve yüzler burada yıkanır.Kahvaltıyı hazırlarken eşi avluda bulunan ahırdaki hayvanları beslemiş, ahırı temizlemiştir  ve hep beraber hayvanların sütü sağılmıştır.Yer sofrasında kendi yetiştirdikleri bal, süt,  kendilerinin yaptığı peynir ,çökelek,süt ve ısıtmak için ocaklığa konulan bazlama ekmeği , ekmeğin üzerine konulan o tereyağının mis gibi kokan kokusu açlığını daha çok hissettirir insana ve tadına doyum olmayan tarhana çorbası. Kahvaltıdan sonra hava şartlarına göre hayvanlar dışarı çıkartılır. Küçük hanım kuyudan su çekip evdeki su kaplarını doldururken eşi de avluda balta ile odun kırmaktadır. Öğlen yemeği için tekrar bir araya gelinilir. Sofraların vazgeçilmezi tarhana çorbası ,kurutulmuş sebze  veya yabani otlardan yapılmış yemek ve ayran vardır.Yemekten sonra kısa süren komşu ziyaretleri olur, ayak üstü konuşmalardır bunlar.Akşam olmuş, hayvanlar ahıra konulmuş , yavru hayvanlar süt ile beslenmiştir.Hayvanlar yemini yerken sütü sağılır.Akşam yemeğinde  yaprak sarma,peynirli börek,bulgur pilavı,nohut veya kuru fasulye  ayran vardır.Ayda 2 -3 defa avladıkları veya  yetiştirdikleri hayvanların etleri yenir.Kırmız et ,beyaz et veya kuş eti .Asıl komşu ziyaretleri akşam yemeğinden sonra olur.Ocaklıkta demlenen  kokusunun bile insanı rahatlattığı kekik çayı ikram edilir(şeker olmadığı için, şeker yerine kara kovan bal kullanılır).Çok az evde bulunan pilli radyodan ya haber dinlenir yada türkü .Koyu bir sohbet alır götürür insanı uzaklara.

Gece tamamıyla doğal olarak tüketilen yiyeceklerin enerjilerini etkilerini göstermeye başlamıştır. Özellikle, yemeklerden sonra yenilen keçi sütünden yapılmış ve üzerine kara kovan bal dökerek yenen muhallebi. Çıtır çıtır yanan odunların ateşi odaya inanılmaz romantik bir hava veriyordur.İki odalı evlerinde anne baba  diğer odaya geçer ve yorucu bir günün ardından tüm aile bireyleri deliksiz uyku eşliğinde rüyalara dalarlar. 

Gardırop , yanında da evin Banyosu


Gün ışıklarının doğması ile birbirinin aynı yeni bir gün başlar ve mevsimlerin özelliklerini bilerek yaşam devam eder  gider.Zamanın bizi nereye sürüklediğini bilmeden..



Pure Lıfe Village Eko Turizm projesi ile köydeki eski hayattan kesitleri tekrar yaşatarak tatilcilerin kullanımına sunulacaktır.

Bunlar;

1-Yemekler menüde mümkün olduğunca yörede yetişen sebze meyve ve yabanı otlar kullanılacak.

2-Köy işleri hayvan sağma,ekmek yapma,ocakta ısınma ve yemek yapma,sebze yetiştirme vs gibi işler hayata geçiriliyor.

Ayrıca bütün bunları hayata geçirmeye çalışırken Pure Lıfe Village tercih eden tatilcilerin şehir hayatının karmaşıklığından uzaklaştıracağız. Şehir hayatının bize sunduğu bütün kolaylıklara rağmen bedenimizi  dinlendiremiyor ve ruhumuzu dinleyemiyoruz.Bütün bu köy işlerini yaparken kendimiz olup,  ruhunuzu dinlemeyi başaracağız.

Aşağıda sorulara cevap bulmak için yorumlarınızı yazmanızı rica ediyorum.

1-Köyde yaşam süresi 85-90 yıl.Türkiye standartlarının çok üstü sebebi ne olabilir.?

2-Hijyen kurallarına uymadıkları halde sürdürülen sağlıklı bir hayat nasıl oluyor.?(Su kuyuya toplanan yağmur suyu,sabun şampuan yok,kül ile temizlik yapılıyor,tuvalet dışarıda kötü)

3-Çiftlerin 7-11 çocukları var, kısırlık problemi hiçbir şekilde  görünmüyor.Günümüzde çiftlerin %40 tıbbı müdahale ile çocuk sahibi olabiliyor.Sebebi ne olabilir.?

Benim düşüncem;

Restorasyon çalışması yaptığımız Taş evlerden biri..
Beslenme alışkanlığın değişmesi  ve zamanımızda her şeyin hormonlu olması, sanayileşme, teknoloji ilerledikçe sağlıklı hava koşulların olmaması.

Ayrıca en büyük sebeblerinden biride, şehir hayatının karmaşası ve siyasiler fark ettirmeden sinir sistemimizi bozuyor.

Siz ne düşünüyorsunuz.?

Mehmet BİÇER

Pure Life Village


http://www.facebook.com/purelifevillage